*Yürüşünür* : Yürümek ve düşünür birleşiminden bu öykü için uydurulmuş sözcük, flanör.
Gece geç vakte kadar demlikleri devirirsen olacağı bu. Ağzımın içi kekre, ciğerlerim ıslık çalıyor. Karımla komşu olduk olalı her cuma akşamı olan aynı. Hafta sonuna girerken eğlencemizde sigara, çay, kitap baş köşede. Üç kafadarın arasında ilerleyen, lafın laf olduğu, bazı şeylerin altının doldurulup bazılarının oyulduğu beni ayık ve dinç kılan bu edebiyat sohbetleri olmasa ne yapardım bilmiyorum. Karım arkadaşlarımla benim bir araya gelmemizi kendi kısır günlerine benzetiyor. Dediği doğru olabilir, yabana atılacak tarafı yok.
Doğalgazın şehre gelmesi en çok bana yaradı. Odun kömür taşımaktan iflahım kesilmişti. Çocuklar buradayken işi onlara yıkıyordum. Karım elini ne yakacağa ne sobaya sürüyordu. Şikâyet etmesin diye atmadığım takla kalmamıştı. Şehrin yeni yerleşim bölgesine taşınalım ısrarı biraz azaldı. Ne yapalım cep delik, cepken delik. Üç kuruşluk emekli maaşı kime yetiyor ki bize yetsin. Mesele sadece bu değil. Bunca yıllık karım bunları biliyor ya, ara sıra “Hısım akraba oralarda, biz de gitsek ne iyi olurdu” demeyi ihmal etmiyor.
İnsanın babasından kalma bir şeylerinin olması iyi. Benim çocukların durumunda baba ataya, dedeye dönüyor. Tek maaşlı memur halimle çocuklar üniversite okurken evin bana düşen giriş katını satmamak en büyük başarım. Üst katın kirasını ne zaman kız kardeşime gönderecek olsam “Sonra hesaplaşırız ağbi, sende kalsın.” diyor. Yıllar oldu o hesaba bir türlü giremedik. Kömürlüğü küçük bir daireye çevirme fikri Sema’nındı. “Bu işi ben çıkarttıysam tabii ki ben ödeyeceğim ağbi. Hem Belçika’dan geldikçe orada kalırız. Mis gibi bahçe içinde.” Bugün oldu bir gün kalmışlığı yok. Biriktirdiğim kira paralarını hatırlattığımda unutkan gözlerle yüzüme bakıyor. Son geldiklerinde kafasını yeni evden içeri sokup göz gezdirdi. “Sana çokça kitaplık lazım ağbi.” deyip marangozu çağırdı. Yerinden kalkmaya üşenen karım yeğenle çocukları örgütleyip kitaplarımı büyük bir şevkle kömürlüğeye taşıttı. Benim kâğıt evim böyle oluştu. Karımın da benim de canıma minnet. Evde sigara kokusu, çay telaşı, bağıra çağıra tartışan adamlar sorunu kalktı, tatlı bir kumpasla kapı dışarı edildim.
Yürümek ve düşünmek bana iyi geliyor. İnsan yürürken farklı hayatların içinden geçiyor. Tam teşekküllü bir muhataplık olmasa da adımların seni yaşamayı aklına bile getiremeyeceğin var olma hallerinin kıyısında dolaştırıyor. Gördüğün gerçekliğin sende oluşan yansımasının doğru olanla alakası olmayabilir. Güneş senin için parlak, gökyüzü yarı mavi, rüzgâr rahatlatıcı olabilir. Diğer insanların nasıl hissettiğini, neyin neyi çağrıştırdığını, böylesi görece güzel havaların başka zihinlerde şekillendirdiklerini kimse net olarak bilemeyecek.