KOLEKTİFİ

EDEBİYAT

Edebiyatın mor tınısı; kadın dayanışması ve üretimi.

KOLEKTİFİ

EDEBİYAT

Kolektif Bellek

Başkasının Hikayesi

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK, Başkasının Hikâyesi adlı öyküsünde hayatın kendi sıradanlığı ve ağırlığı içinde sıkışmış iki yabancının, bir sahil şeridinde kesişen buruk ve ironik anlarını anlatıyor.

Tortu Adam

Havva AĞRAL’ın kaleme aldığı bu etkileyici öykü; dış dünyada büyük başarılara imza atmış ünlü bir virtüözün, iç dünyasında biriktirdiği kin, öfke ve travmalarla örülü katı kabuğunun sarsıcı bir yüzleşmeyle kırılışını anlatıyor.

Doğum Sancısı

Elif AKŞAHİN’in ı öyküsü, Hanımeli Yokuşu’ndaki eski bir ahşap evin gölgesinde buluşturuyor. Çocukluğunun neşeli, hayat dolu ve cömert “İğneci Süheyla Teyze”sinin kendisine bıraktığı şaşırtıcı mirasın izini süren Tülay, yıllar sonra döndüğü mahallede geçmişin derin ve sarsıcı bir sırrıyla yüzleşiyor.

Yaşlı Bir Erkeğin Gizli Günlüğü

Meral Kutluğ İLSEVER’in kaleme aldığı bu etkileyici öykü; başarısızlık hissi, yalnızlık ve yaşlılık sancılarıyla boğuşan emekli edebiyat öğretmeni ve yazar Faruk’un kâbuslarla dolu tekdüze hayatından arkadaşı Semih’in ani müdahalesiyle sıyrılmasını konu alıyor.

Kuşların Kanadına Sarıldım*

Özgün Emre BULUT, bu yazısında Türkiye’nin 1980 askeri darbesinden 1990’lı yıllara uzanan karanlık siyasal tarihini; faili meçhul cinayetler, gözaltında kayıplar, köy yakmalar ve Beyaz Toroslar gibi simgeler üzerinden yaratan korku iklimini ele almaktadır.

Korkağın Tekiyim Ben

Emine AYDOĞDU’nun insan ruhunun en karanlık ve kuytu köşelerinden biri olan korku mefhumunu merkezine aldığı sarsıcı öyküsü.

Bir Zamanlar Ülkesi

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK, varoluşun ve insan ilişkilerinin sınırlarını “bir avuç” ölçeğine sığdırdığı bu çarpıcı metninde, geniş düşlerle dar alanlar arasına sıkışmış insan ruhunun derin bir panoramasını sunuyor.

Fırtınadan Fırtınaya

Fatma ALTUN’un kaleme aldığı bu büyüleyici öykü; masallardan mahrum büyüyen, hayatın yükü altında erkenden hem erkek hem kadın olmak zorunda bırakılarak kendi içindeki dişil ruhu ve çocukluğu hırpalayan bir kahramanın çarpıcı uyanışını anlatıyor.

“Lüzumsuz Kadın  Rabih Alameddine” Üzerine Konuşmalar

Hülya ve Gonca’nın Rabih Alameddine’in Lüzumsuz Kadın romanı üzerine yaptığı, Beyrut’un tarihi ve edebiyatın gücünü ele alan derinlikli bir söyleşi.

Miskinler ve Kıyamet

Havva AĞRAL’dan bozgunun anatomisi: Bir yanda modifiye egzoz sesleriyle yankılanan bıçkın bir sokak, diğer yanda kendi içindeki gerilimleriyle insan öyküleri.

Safiye Sultan

Meral Kutluğ İLSEVER’den Balkanlar’dan Anadolu’ya taşınan kadim bir dostluk; Safiye Sultan ve Zehra’nın Rumeli türküleri ve paylaşılan acılarla örülü hüzünlü hikâyesi.

Gülten Akın’ın İlahiler’i Üzerine

Haden ÖZ’ün metni, Türk şiirinin zarif ve direngen sesi Gülten Akın’ın, 12 Eylül askeri darbesinin yarattığı karanlık atmosferdeki tanıklığını merkezine alıyor.

Ontolojik İtiraz

Görkem ÇİFTÇİ’den toplumsal kalıpların ve sembolik inançların ötesine geçmeyi amaçlayan, gerçek hakikati mekânlarda değil kendi merakında ve varlığında bulan bir keşif.

Yunus’un Bolluk Çorbası(3)

Şair ve yazar Elem ERK’in şiirsel, derin ve masalsı üslubuyla kaleme aldığı bu büyüleyici devam bölümünde; küçük Yunus’un tılsımlı “Bolluk Çorbası”nın eksik malzemesi olan “Söz”ü bulmak için çıktığı zorlu ve mistik arayış anlatılıyor.

Sokak Lambası

Hanife ÇİFTÇİ, bu öyküsünde bir arayış hikayesi üzerinden insanın geçmişi, hafızası ve içsel labirentleri arasında kurduğu bağı etkileyici bir atmosferle sunuyor. Kayıp bir anahtarı bulma telaşıyla başlayan anlatı; loş bir salonun, patlamış lambaların ve tozlu tavan aralarının klostrofobik dünyasında adım adım bir varoluş mücadelesine dönüşüyor.

Yunus’un Bolluk Çorbası (2)

Şair ve yazar Elem ERK’in naif, umut dolu ve masalsı anlatımıyla kaleme aldığı bu büyüleyici hikâye; unuttuğu uçma hayalini yeniden bulabilmek için yollara düşen küçük Yunus’un, bilge Mavi Nene ve gizemli rehberi “Sarı Çiçek” eşliğinde çıktığı mistik olgunlaşma yolculuğunu anlatıyor.

Yunus’un Bolluk Çorbası (1)

Şair ve yazar Elem ERK’in naif, umut dolu ve masalsı dilini yansıtarak “incinmelerin şiirini yazan” anlatımcı tarzıyla kaleme aldığı bu büyüleyici metin; kaybolan hayallerinin peşine düşen Yunus adındaki küçük bir çocuğun, bilgeliği ve gizemi barındıran Mavi Nene ile karşılaşmasını konu ediniyor.

Çığlığın

Emine AYDOĞDU, bu öyküde karakterlerinin çocukluk masumiyetinden hayatın sert gerçeklerine uzanan kırılma noktalarını, melankolik ve şiirsel bir atmosferde aktarır. Kayıp, suçluluk duygusu, toplumsal baskılar ve sessiz çığlıklar gibi temaları merkezine alıyor.

Yeraltının Öfkeli Damarı

Emine AYDOĞDU’dan çocukluk travmalarını, doğayı ve taşın sessizliğini sırdaş edinen bir ruhun; aile, şiddet ve aidiyet üzerinden şekillenen hüzünlü büyüme hikâyesi.

Sararmış Bir Fotoğraf

Fatma ALTUN’dan normal bir hayatın olağanüstü anı: anmak mı, yaşamak mı?” “Çok güldük, kesin başımıza bir şey gelecek” korkusuyla büyümek.

Unutma Beni

Hülya Bilge GÜLTEKİN’den hafızanın dehlizlerinde yankılanan bir yüzleşme. Kayıp bir mektup ve yağmurlu bir sokakta kesişen iki yarım hatıra.

Çadırlara Vuran Güneş

Acibe SIKAR’dan tanıklıklar: Deprem sonrası bir yardım kuyruğunda kesişen hayatlar. Bekleyişin yakıcı sıcağında, bir hijyen paketi umuduyla yaşanan gerginlik ve hayal kırıklığı.

Melahat Hanım’ın Düzenli Yaşamı

Merve Çopuroğlu’nun kaleme aldığı bu nitelikli inceleme yazısı, Peride Celal’in Melahat Hanım’ın Düzenli Yaşamı adlı eserinden yola çıkarak edebiyatın toplumsal cinsiyet rolleriyle olan köklü bağını güçlü bir perspektifle gözler önüne seriyor.

Sandık…

Hanife ÇİFTÇİ’den kilitli bir sandığın peşinde deliliğe uzanan amansız bir arayış. Geçmişin yüküyle balkondan aşağı süzülen trajik bir yüzleşme ve kanlı bir veda.

Kendim ve Ben

Elif Akşahin ŞAHİN’den otuz metrekareye sığan sarsıcı bir esaret.Elif Akşahin’den tutsaklık, özgürlük ve Stockholm Sendromu’nun kıyısında, sarsıcı bir yol ayrımı hikayesi.

Sessizliğin İçindeki Adam

Berra HACISALİMOĞLU’ndan sağanak yağmur altında kimsesiz bir park ve karanlıkta beliren bir gölge. Kaderle yüzleşmenin eşiğinde, soğuk ve gizem dolu bir yalnızlık hikâyesi.

Yüksel Caddesi

Emine AYDOĞDU’dan çarpıcı bir Ankara öyküsü: Mülkiyeliler Birliği’nde bekleyişle demlenen hüzünlü bir yüzleşme. “Saat yedi demiştiniz ama o yine gecikti. “