KOLEKTİFİ
EDEBİYAT

Kurmaca dünyanın kısa soluklu ve çarpıcı yolculukları.

KOLEKTİFİ
EDEBİYAT

Kolektif Bellek

Yatay Düzlemde Rüya ve Doğa Manzarası

Ufka Bakan Kadın

Ümit Ahmet DUMAN’IN baharın uyanışıyla içindeki kış ayazını taşıyan genç bir kadının, düşleri bir kaçış değil hayata tutunma ve direniş biçimi olarak gördüğü bu büyüleyici öykü; geçmişin anılarıyla örülü eski bir tren istasyonunda hafızanın, hatırlamanın ve kendi yolunu çizme cesaretinin derin izlerini sürüyor.
Kuru kalem çizimi tarzında tasarlanmış, profilden görünen yaşlı bir kadının ve dağ manzarasının yer aldığı yatay illüstrasyon

Çukurova’da Masalsı Bir Aşk

Mehmet Ali GÜNER’in kaleme aldığı Çukurova’da Masalsı Bir Aşk, yıllar önce imkansızlıklar yüzünden yolları ayrılan Fadime ile Ali’nin, acılarla ve sessiz bir sadakatle örülü yürek burkan hikâyesini konu alıyor.
Kahverengi kraft kâğıdı üzerine beyaz ve siyah kalemle yapılmış minimalist illüstrasyon. Beyaz çizgilerle çizilmiş şeffaf bir şişenin (veya kavanozun) içinde, kendi etrafında düğümlenmiş ve büzüşmüş hâlde duran siyah silüet şeklinde çıplak bir insan figürü tasvir edilmiştir.

Şişenin Dibi

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK’ın kaleme aldığı bu sarsıcı ve psikolojik derinliği yüksek öykü; alkolün sahte sığınağında geçmişiyle hesaplaşan Remzi adlı bir karakterin içsel çöküşünü, pişmanlığını ve vicdan azabını konu alıyor.
Siyah-beyaz gravür ve ince çizgi sanatı tekniğiyle yapılmış sürrealist bir manzara. Geniş, engebeli ve detaylı taramalarla oluşturulmuş bir ovanın tam ortasında tek başına duran bir çam ağacı yer almaktadır. Gökyüzü, ağacın üzerinden başlayarak yukarıya doğru devasa bir girdap oluşturan binlerce küçük, siyah kuş siluetiyle kaplanmıştır.

Göç Etmeyenlerin Şarkısı

Ümit Ahmet DUMAN’ın kaleme aldığı bu etkileyici öykü; Ergene Ovası’nda yaşayan bir mahalle halkının, göçmen kuşları uğurlarken kendi köklerine, toprağına ve yerleşik yaşam felsefesine olan sarsılmaz bağlılığını anlatıyor.
Mavi renkli tükenmez kalem veya gravür tarzında, yoğun çizgi ve taramalarla yapılmış illüstrasyon. Merkezde, rüzgarda saçları uçuşan, puantiyeli elbiseli bir kadın profili elinde bir kuş tutmaktadır. Gökyüzünde kırmızı bir güneş, çevresinde ise stilize edilmiş döngüsel çiçekler, tavuk ve kelebek motifleri yer almaktadır.

Kutsal Aziz

Mehmet Ali GÜNER’in kaleme aldığı bu etkileyici öykü; toplumun kalıplarına sığmayan, kendi sessizliğinde devasa bir dünya kuran “Aziz” karakterinin trajik ve mistik yaşam öyküsünü konu alıyor.
Açık bir pencere pervazında duran, üzerinde toz ve örümcek ağları bulunan, van Gogh tarzında çizilmiş eski bir transistörlü radyo.

Radyoyu Ben Öldüğümde Kapatabilirsin*

Fatma ALTUN, bu dokunaklı öyküsünde hafıza, yaşlılık, anne-evlat ilişkisi ve geçmişe duyulan özlemi bir radyonun cızırtılı sesinde ve Montaigne’in denemelerinde harmanlıyor.
"Vincent van Gogh'un post-empresyonist tarzında, kalın ve dalgalı fırça darbeleriyle yapılmış, yatay formatta bir yağlı boya tablo. Merkezde, mavi tonlarında resmedilmiş, hüzünlü ve asil ifadeli genç bir kadın yer alıyor. Başının arkasında, hareli sarı-beyaz bir ışık çemberi (hale) içinde uçan beyaz güvercinler var. Arka planda sol taraf kahverengi ve turuncu kalın fırça darbelerinden oluşurken, sağ taraf van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosunu andıran mavi ve sarı girdaplı bir gökyüzü ile altın sarısı bir ekin tarlasını gösteriyor. Kadının önünde ise turuncu sonbahar yaprakları ve kuru dallar yükseliyor."

Siyah Tayyörlü İnce Acı

Havva AĞRAL’ın kaleminden, önyargıların zehriyle çürüyen bir mahallede, suskunluğun asaletine sığınan bir kadının sarsıcı öyküsü…
Vincent van Gogh'un Yıldızlı Gece tarzında, kalın ve dalgalı yağlı boya fırça darbeleriyle yapılmış yatay bir illüstrasyon. Gökyüzünde girdaplar oluşturan mavi ve sarı tonlar, yerde ise fırtınalı deniz dalgaları yer alıyor. Merkeze yakın bir yerde, devasa, mekanik, kırmızı ve metalik bir robot eli, beyaz önlüklü ve gözlüklü, elinde dizüstü bilgisayar tutan bir bilim insanını havada tutuyor. Bilim insanı, altındaki dairesel ve fütüristik bir platformun üzerinde asılı duruyor."

Buğday Tanesinin İsyanı

Erinç BÜYÜKAŞIK’tan her sabah uyandığınızda kapınızın açılması için verimlilik sözü verdiğiniz, adımlarınızın, kalp atışlarınızın ve hatta acılarınızın birer veri akışına dönüştürülüp puanlandığı kusursuz bir dünya tasarımı.
Vincent van Gogh'un Yıldızlı Gece tablosu tarzında, kalın impasto fırça darbeleriyle yapılmış sürreal bir yağlı boya tablo. Ön planda, yüzünün ve saçının üst kısmı beyaz bulutlarla örtülmüş, profilden görünen bir kadın figürü yer alıyor. Kadının arkasında sarı bir buğday tarlası, zeytin ağaçları, dağlar ve sarmal bulutlar, yıldızlar ve hilal ile dolu dönen mavi bir gökyüzü görülüyor.

Aşkımız Yarım Kalmasın

Pelin AKDEMİR, Aşkımız Yarım Kalmasın adlı bu sarsıcı öyküsünde, okuyucuyu efsanevi aşkların mektup dizelerinde saklandığı eski sandıklardan alıp, ardında iki mezar taşı bırakan bir köy evinin hüzünlü sessizliğine götürüyor.
u içinde duran, zincirli, Roma rakamlı antika bir cep saatinin Van Gogh Yıldızlı Gece tarzında yapılmış horizontal yağlı boya illüstrasyonu.

Saatler

Erinç BÜYÜKAŞIK, bu öyküsünde, kentsel dönüşümün gölgesinde çürüyen bir baba evinde, geçmişin tortularıyla baş başa kalan emekli edebiyat öğretmeni Nail Efendi’nin içsel sürgününü anlatıyor.
Kafkaesk tarzda, başı mühür şeklinde tasvir edilmiş bir memuru, Charlie Chaplin tablosunu ve tekinsiz bir şehir sokağını gösteren sürreal illüstrasyon.

Coşkulu Dağınık

Turan HORZUM’un “Coşkulu Dağınık” öyküsü; büyük şehirde yalnızlaşan bir tapu memurunun, pavyon ışıkları ve bir tokatla sarsılan içsel hesaplaşması.
Van Gogh tarzında, karlı dağ köyünde elinde süpürgeyle haykıran köylü kadın ve ağıt yatan diğer kadınları gösteren yağlı boya tablo.

Acılar Uygarlığı

Gürbüz DEMİR’in “Acılar Uygarlığı” öyküsü üzerinden kadın hakları, toplumsal baskılar ve değişimin gücüne dair etkileyici bir edebi inceleme.
"Vincent van Gogh'un 'Yıldızlı Gece' tarzında, kalın ve kıvrımlı fırça darbeleriyle resmedilmiş, arkası dönük bir itfaiyecinin büyük bir yangına su sıktığı ekspresyonist yağlı boya tablo."

Yılan ya da Ejderha

Ümit Ahmet DUMAN, bu öyküsünde Cankurtaran’da surlardan gelen gizemli seslerin yarattığı kaosu, ejderha ve kıyamet efsaneleri ile toplumsal korkunun mizahi bir dille anlatıyor.
Vincent van Gogh'un post-empresyonist stilinde, yağmurlu bir sokak sahnesini betimleyen yatay bir yağlı boya tablo. Görselde, arkası dönük üç figür (yeşil ceketli bir kadın, şemsiyeli bir adam ve küçük bir çocuk) girdaplı mavi ve turkuaz bir atmosferde yürüyor. Sağ tarafta kırmızı ışığı yanan bir trafik lambası ve üst köşede bir kanalizasyon kapağı detayı görülüyor.

Yaz Yağmurları

Fatma ALTUN’dan emekli bir flanörün taşra sokaklarındaki içsel yolculuğu; modern yaşamın tekdüzeliği, yaşlılık ve aidiyet üzerine kurulan melankolik bir kent anlatısı.
Kayalık bir uçurumun kenarında arkası dönük oturan şapkalı bir kişi, hilal ay, yıldızlar ve düşen bir kuyruklu yıldızla dolu düşsel bir gece gökyüzüne bakıyor. İki büyük ağaç gövdesi sahneyi çerçeveliyor. (Vektör illüstrasyon)

Uğrak

Erinç BÜYÜKAŞIK’tan aynadaki puslu surette geçmişle bugünün sancılı hesaplaşma. Berber dükkanından hayatın kıyısına uzanan, “güzel havaların mahvettiği” bir yüzleşme.
"Vincent van Gogh'un 'Yıldızlı Gece' tarzında, kalın impasto fırça darbeleriyle yapılmış sürrealist bir yağlı boya tablo. Ön planda, yüzünün ve saçının üst kısmı beyaz bulutlarla örtülmüş, profilden görünen bir kadın figürü yer alıyor. Arka planda sarı bir buğday tarlası, zeytin ağaçları, dağlar ve sarmal bulutlar, yıldızlar ve hilal ile dolu dönen mavi bir gökyüzü görülüyor."

Yarpuz Kokusu

Gürbüz DEMİR’in kaleminden dökülen bu etkileyici öykü; büyük şehrin acımasız çarkları arasında var olmaya çalışan, geçmişin yükünü ve ayrılığın sızısını bir gölge gibi ruhunda taşıyan tutunamamış bir adamın içsel sürgününü anlatıyor.
Vincent van Gogh'un tarzında, kalın ve kıvrımlı fırça darbeleriyle (impasto tekniği) yapılmış, sarmal desenler ve soyut formlarla bezeli, altın ve toprak tonlarının hakim olduğu üç parçalı (triptik) karma teknik tablo.

Değişim

Ozan Çağım ŞİYVE’nin incelikli ve sorgulayıcı dilinden dökülen bu sıra dışı öykü; sabaha karşı duyulan aykırı bir kumru sesinin uyandırdığı “Değişen ne?” sorusunun peşine düşerek, insanın kendi özüne ve modern hayatın absürt ritmine yabancılaşmasını anlatıyor.
Koyu mavi, yıldızlı bir gece gökyüzü zemininde, her biri dairesel beyaz çizgi yığınlarından oluşan kendi "yörüngesi" içinde duran beyaz silüet figürlerin olduğu sürrealist bir dijital sanat çalışması.

Biri, Diğeri

Evrim AKDAĞ’ın derin bir melankoli ve cesur bir içtenlikle örülmüş bu sarsıcı öyküsü; ölümün soğuk gerçekliği ile yarım kalmış bir aşkın yakıcı hatıraları arasında sıkışıp kalan Murat’ın yas sürecini konu alıyor.
Vincent van Gogh'un post-empresyonist tarzında, yoğun ve dairesel fırça darbeleriyle işlenmiş, kırmızı tonların hakim olduğu bir duvarın ortasındaki pencerede oturan ve dışarıdaki "Yıldızlı Gece" benzeri gökyüzüne bakan yalnız bir figürün yağlı boya tablosu.

Kağıtsız Gemiler

Sezai SARIOĞLU’nun “Kağıtsız Gemiler” metni üzerinden Alan Kurdî ve mülteci çocukların hüzünlü göç hikayesine şiirsel ve sarsıcı bir bakış.
Vincent van Gogh'un post-izlenimci tarzında, kalın fırça darbeleriyle yapılmış sürrealist bir tablo. Merkeze yerleştirilmiş kırmızı, şeffaf bir küpün içine hapsolmuş, bükülmüş siyah amorf bir figür görülüyor. Arka planda "Yıldızlı Gece" benzeri sarmal gökyüzü, ay, güneşler, ayçiçekleri ve zeytin ağaçları ile dolu bir iç ve dış mekan birleşimi tasvir edilmiş. Sol altta "Polish design" yazısı yer alıyor.

Göç

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK’tan yılın ilk karıyla gelen masumiyet, baba-kız arasındaki duygusal bağ ve beyaz bir sessizliğe bürünen dokunaklı bir veda hikâyesi.
Siyah bir zemin üzerine sıkışık nizamda dizilmiş çok sayıda çıplak ayak izinden oluşan, ortasında Henry Gibson'a ait bir şiirin yer aldığı siyah-beyaz sürrealist kolaj çalışması.

Adımlar

Erinç BÜYÜKAŞIK’tan kasaba atmosferinde geçen, travmatik çocukluk anıları ve mistik öğelerle örülü, kaçış ve kimlik arayışını sorgulayan psikolojik bir hikaye.
Gece vakti boş bir sokakta, bir sokak lambasının altında duran kasketin Vincent van Gogh tarzında yağlı boya yorumu; koyu mavi ve altın sarısı tonlarda dairesel fırça darbeleri ve yoğun dokulu bir zemin.

Zürafa Direkleri

Enver KARAHAN’dan İstanbul’un kalabalığında yalnızlaşan Zeynel’in, zürafa direkleri ve kareli kasketiyle örülü, çaresizlikten yok oluşa uzanan hüzünlü hikayesi.
Van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tarzında, sarmal fırça darbeleriyle resmedilmiş sürrealist bir tablo. Arka planda sarmal mavi gökyüzü, yıldızlar, bir hilal ve buğday tarlaları yer alıyor. Ön planda, arkası dönük siyah takım elbiseli bir adam, duvara asılı bir askılığa bakmaktadır. Askılıkta bir melon şapka, farklı duyguları (öfke, mutluluk, hüzün, şaşkınlık) temsil eden altı farklı maske ve bir şemsiye asılıdır.

Severek Kullanılan Beğenilmeyen Dolap

Nur Tuluğ TURKSAVUL’un sıradan bir kahve ritüelinin anılarla harmanlanıp trajik bir sona evrildiği; yalnızlık, geçmişe özlem ve ani bir veda üzerine çarpıcı bir öyküsü.
"Buzlu veya buğulu bir cam panelin arkasından bastırılmış gerçekçi bir elin karakalem illüstrasyonu. Camın üzerindeki el izleri, parmaklardaki gölgelendirmeler ve camın dokusu kurşun kalem tarama teknikleriyle detaylandırılmış melankolik bir sahne."

Bir Katilin Anatomisi

Mehmet Ali GÜNER’den çarpıcı bir öykü. Pala Nedim’in katlettiği bir babanın, kabadayı alemi içinde büyüyen oğlu Ali tarafından usturayla tamamlanan yarım kalmış hesabı.
"Vincent van Gogh'un 'Yıldızlı Gece' tarzında, impasto tekniğiyle resmedilmiş; silüetleri devre kartı desenleriyle kaplı insanların zihinlerinden sarmal bulutların, yıldızların ve dijital veri akışlarının çıktığı sürrealist bir yağlı boya tablo."

İpe Dolanan

Erinç BÜYÜKAŞIK’TAN taşrada inanç, otorite ve çocukluk kıskacında sıkışan Abdulkerim’in sarsıcı hikayesi; toplumsal bellek ve bireysel yıkımın dramatik bir anlatısı.
an Gogh tarzında, kalın fırça darbeleriyle resmedilmiş, açık sarı kapılardan masmavi bir denize bakan balkon manzarası. Masada şarap, meyve ve sarı çiçekler bulunuyor.

Bir Ada Gecesi

Ümit Ahmet DUMAN’dan deniz kokan bir öykü. İspanyol gitarı ve dolunay eşliğinde, kusurların birbirini tamamladığı eşsiz bir ada masalı. Aşka, saflığa ve birleşen ruhların ebedi şerefine.
Van Gogh’un impasto tarzında yapılmış, kalın boya dokulu bir yağlı boya tablo. Yıldızlı, hareketli ve mavi bir gökyüzü altında, bir tepede duran yaşlı bir zeytin ağacı ve onun yanında sırtı dönük, hüzünlü bir erkek figürü. Yerde bir çanta ve bazı eşyalar görülüyor.

Hayatımın Sayısını Yaptım

Emine Aysun KORKMAZ’dan abisini kaybeden bir tıp öğrencisinin yasla örülü iç dünyasını, aile beklentileri altında ezilişini ve zeytin ağacına uzanan sarsıcı vedasını anlatan bir öykü.
Vincent van Gogh'un post-izlenimci tarzında resmedilmiş, kalın impasto fırça darbelerine sahip geniş bir kış manzarası yağlı boya tablosu. Ön planda, karla kaplı iki taş duvarın arasında, arkası dönük, uzun kahverengi palto ve şapka giymiş bir adam karlı yolda yürümektedir. Arka plandaki ormanda çıplak ağaç gövdeleri ve dalları, Van Gogh'a özgü sarmal desenler ve kalın çizgilerle şekillenmiştir. Sol üstte Van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tablosunu andıran devasa, parlak sarı bir güneş ve sarmal gökyüzü, sağda ise Van Gogh'un "Ayçiçekleri" eserini anımsatan sarı ve turuncu renkli ağaç gövdeleri yer alır. Resmin sağ tarafında, sarmal fırça darbeleriyle yapılmış bulutlu mavi gökyüzü altında karla kaplı alanlar ve uzakta küçük, sarmal çatılı evlerden oluşan bir köy görülmektedir. Tablonun dokusu son derece belirgin ve canlıdır.

Manto

Şeyde APAYDIN’dan emekli bir kadının, Ankara’nın ayazında kırmızı mantosu ve vicdanıyla imtihanı; Gogol’un Palto’su eşliğinde hüzünlü bir paylaşma öyküsü.
Karakalem ve tarama tekniğiyle yapılmış, yan yana oturan dört yorgun ve düşünceli erkek figürünün olduğu sürrealist bir illüstrasyon. Arka planda bir labirent haritası, duvar yazıları ve sağ alt köşede üst üste dizilmiş kitaplar ile bir hokka içerisinde tüy kalem yer almaktadır.

Dur Bakalım

Gürbüz DEMİR’den bireyin içsel sorgulamaları, kentsel dönüşümün yarattığı yabancılaşma ve yitirilen mahalle kültürü üzerine hüzünlü ve çarpıcı bir yüzleşme.
Vincent van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tablosunu andıran, sarmal mavi gökyüzü, yıldızlar ve hilal ile dolu bir arka plan önünde, sarı bir buğday tarlasından geçen kıvrımlı bir patikada yürüyen, arkası dönük insanlardan oluşan uzun bir kuyruk. Sağda ve solda zeytin ağaçları yer alırken, uzakta karanlık bir selvi ağacı ve dağlar görülüyor. Tüm tablo, Van Gogh'a özgü yoğun impasto fırça darbeleriyle oluşturulmuş sürreal bir yağlı boya tablodur.

Yürüşünür

Sedat MERCİMEK’ten emekli bir memurun taşra sokaklarındaki yürüyüşü üzerinden şekillenen; şehir, aidiyet, yaşlılık ve modern taşra hayatına dair derinlikli bir anlatı.
Vincent van Gogh'un post-empresyonist stilinde yapılmış yatay bir tablo. Görselde, dokulu sarı ekinlerle dolu bir tarlada duran ve gökyüzüne bakan siyah ceketli bir kadın figürü görülüyor. Gökyüzü girdaplı mavi tonlarda, kağıt parçalarından oluşan yağmur ve uçan siyah kuş figürleriyle dolu. Kadının hemen altında, beyaz bir bulutun içinde baş aşağı duran gölge yansıması yer alıyor. Sol alt köşede "VAN GOGH'S REIMAGINED" yazısı ve sağ alt köşede karanlık bir girdap (kara delik) bulunuyor.

Yağmur

Sedat MERCİMEK’ten yağmurlu bir günde bulunan bir bebekle başlayan, anne ve babanın çatışmaları arasında kalan küçük bir çocuğun sarsıcı sessizliğini anlatan bir öykü.
Van Gogh tarzında, impasto tekniğiyle yapılmış bir yağlı boya tablo. Yıldızlı ve girdaplı mavi bir gökyüzü altında, çiçeklerle dolu bir mezarın başında hüzünle duran kadın figürü. Sol tarafta uzun bir servi ağacı ve arka planda denize uzanan tepeler görülüyor.

Mavilenen Umut

Aysu SEVTEKİN’İN babasını kaybeden bir kadının yas sürecini, derin özlemini ve sevginin iyileştirici gücüyle hayata yeniden tutunma çabasını anlatan duygusal bir öyküsü.
Van Gogh tarzında, kalın ve kıvrımlı fırça darbeleriyle resmedilmiş bir açık hava yüzme havuzu. Havuzun kenarında oturan yeşil mayolu bir kadın, yüzen insanlar, havuzun arkasında gür ağaçlar ve girdaplı, yıldızlı bir gece gökyüzü görülüyor.

Havuzlu Düşler

Turan HORZUM’dan İki kadının toplumsal baskılara rağmen yeşeren aşkını, bir çocuğun hüznünü ve aidiyet arayışını anlatan etkileyici bir modern zaman öyküsü.
Kafkaesk bir atmosferde, dar ve kanyon gibi binalarla çevrili, Arnavut kaldırımlı bir caddede yürüyen uzun bir asker kuyruğunun sepya tonlarında foto gerçekçi görüntüsü. Sol tarafta bir askeri jeep park halinde. Binaların üzerinde karmaşık yangın merdivenleri ve Türkçe tabela parçaları ("LORD", "FLARB", "FORMEN", "TİYATROSU") görülüyor. Cadde boyunca binalar sonsuzluğa uzanırken, gökyüzü kapalı ve baskıcı. Askerlerin yüzleri belirsiz, uniforma ve kaskları tek tip. Genel his; bürokratik baskı, sonsuzluk ve tecrit.

Teneffüs Arası

Sezai SARIOĞLU’ndan devrim kavramına adanmış bir ömrün şiirsel özeti: Hayal kırıklıkları, sadakat ve ideallerle örülü sarsıcı bir iç döküm ve çıraklık hikayesi.
Merkeze yerleştirilmiş, içinde parçalı bir kadın yüzü yansıyan oval altın bir aynayı tutan figürün, Van Gogh tarzında, kalın impasto fırça darbeleri ve dönen desenlerle yapılmış sürrealist yağlı boya tablosu. Figür, dönen sarı başak tarlaları, selvi ağaçları ve zeytin ağaçlarından oluşan geniş bir manzaranın ortasındadır; gökyüzü, devasa, dönen bir güneş ve bulut girdaplarıyla doludur. Aynadaki yansıma, Screenshot 2026-05-01 at 20.48.38.jpg'deki gibi, birden fazla mavi göz ve kırmızı dudağın geometrik olarak bölünmüş bir kolajıdır.

Görünmezliğin Anatomisi

Hanife Çiftçi’den sarsıcı bir içsel yolculuk: Görünmezliğin Anatomisi. Bedene yabancılaşma, varoluşsal sancılar ve hiçliğe duyulan derin bir özlem.
Pablo Picasso'nun kübist tarzında, minimalist bir illüstrasyon. Turuncu, gri ve toprak tonlarının hakim olduğu görselde; kendi yansımasına sarılan figürler, çatlayan bir kabuk metaforu ve zamanı simgeleyen saat ve rakam küpleri yer alıyor.

İçinden Geçiyorum Zamanın

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK’tan İçsel bir uyanışın öyküsü: Kabuk değiştirme sancıları, aynadaki yansımalar ve ruhu sarmalayan turuncu bir samimiyet üzerine dokunaklı bir anlatı.
Vincent van Gogh'un post-izlenimci tarzında, kalın ve kıvrımlı fırça darbeleriyle yeniden yorumlanmış, iki küçük çocuğun yer aldığı yatay bir yağlı boya tablo. Çocukların yüzleri çiçek desenli kolajlarla gizlenmiş ve gökyüzü "Yıldızlı Gece" eserini andıran mavi girdaplarla doludur.

Solan Fotoğraftaki Bakış

Emin SALMAN’ın kaleminden; eski bir fotoğraftaki bakışla başlayan, aşkın, özlemin ve geçmişin kefaretinin sorgulandığı derin bir içsel yolculuk.
Arkasından görülen uzun siyah ceketli ve omuz çantalı bir adamın, soyut çizgili bir yüze sahip modern mimari bir duvara doğru yürüdüğünü gösteren minimal bir tasarım.

Şehrin Maskesi

Yusuf KARA’dan Flaneur’ün modern karmaşaya karşı rutinleri, maskeleri ve derin içsel dünyasıyla verdiği sessiz mücadelenin anlatısı.
Vincent van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tarzında, sarmal fırça darbeleriyle yapılmış sürrealist bir yağlı boya tablo. Ön planda, açık duran ahşap bir pencereye dayalı ip merdiven görülüyor. Pencerenin içinden, girdap gibi dönen karanlık mavi gökyüzü, yıldızlar ve hilalden oluşan "Yıldızlı Gece" manzarası görülürken; pencerenin dışındaki dünya, sol tarafta altın sarısı buğday tarlaları ve zeytin ağaçları, sağ tarafta ise sarmal koyu mavi gökyüzü ve dev bir selvi ağacı ile ikiye bölünmüş durumdadır. Resmin tamamı kalın, kıvrımlı impasto fırça darbeleriyle oluşturulmuş sürreal bir bütünlüktür.

Bulutlarda Yolculuk

İsmail MALATYA’dan hayalperest Şiir Sena’nın bulutların üzerinde geçen masalsı yolculuğunu ve doğayla iç içe yayla macerasını anlatan büyüleyici bir çocuk öyküsü.
"Vincent van Gogh'un 'Yıldızlı Gece' ve 'Buğday Tarlası' tablolarının tarzında yapılmış sürrealist bir yağlı boya tablo. Ön planda, siyah takım elbiseli, başının yerinde devasa, dairesel, kırmızı bir labirent bulunan bir adam figürü yer alıyor. Adamın sağ eli, labirentten çıkan kırmızı bir ipi tutuyor. Arka planda sarmal mavi gökyüzü, yıldızlar, hilal, selvi ağaçları ve çalışan figürlerin olduğu buğday tarlaları görülüyor. Tüm tablo, kalın impasto fırça darbeleriyle oluşturulmuş."

Sistemin Çarklarında

Aysu SEVTEKİN’den iş dünyasındaki liyakat, dürüstlük ve yozlaşmış düzen çatışması: yazarın usta anlatımıyla “Dursun”un sessiz direnişine sarsıcı bir sistem eleştirisi.