“Sözlerine kendi de inanmadı; isterik ve yandan bir tebessüm fırlattı. Şişeyi karşısına aldı. ‘Çok güzelsin be!’ diyerek bir yudum daha, bir yudum daha aldı.”
Biz, her şeyin fazlasıyla kusursuz, steril ve planlı görünmek zorunda olduğu bu çağda, o maskelerin arkasında kalan asıl yerle ilgileniyoruz: İnsanın kendiyle baş başa kaldığı, filtrelenmemiş, bazen çelişkili ama her hâliyle en dürüst olduğu o kırılma anlarıyla.
Büyük ve süslü lafların, üstten bakan parmak sallayışların ya da bize ne hissetmemiz gerektiğini dikte eden didaktik kürsülerin uzağındayız. Bizim derdimiz, hayata ve kendimize karşı fırlattığımız o ironik, “yandan gülüşün” ardındaki saklı hakikati aramak.
Biz bir şeyleri tanımlayıp sınırlandırmıyoruz. Karakterin zihnindeki gelgitleri, sokağın kalabalığını, bir bakışın ağırlığını doğrudan atmosferiyle, kokusuyla ve sarsıcılığıyla yaşatmanın peşindeyiz. Cilalanmış başarı öykülerinden, kurumsal sloganlardan ve sahte mükemmelliklerden yorulmuş olanlar için bir sığınağız; kelimelerin serbest kaldığı, hayatı, insanı ve hafızayı tam da olduğu gibi karşıya alıp bakabildiğimiz bir alan.
Dünyanın gürültüsüne, tektipleştirici baskılarına ve görünmez kılma pratiklerine karşı, kendi sesine tutunmaya çalışanların ortak belleğiyiz. Kendimize bile inanmakta zorlandığımız anlarda bile, hayata karşı o inatçı “bir yudum daha”lık direnci kelimelerle örüyoruz.
Burası kategorilerin, başlıkların ve teknik sınırların çok ötesinde; ortak bir sancının, estetik bir dürüstlüğün ve kolektif bir nefes alışın platformu.
Bakışınız ne kadar isterik, yükünüz ne kadar ağır olursa olsun; maskelerinizden sıyrılıp kendi hikayenizin en çıplak, en sansürsüz hâliyle hoş geldiniz.
Yayın Yönetmeni: Erinç Büyükaşık