Şahmaran Efsanesi Üzerine Arketipal Bir Etüt

Gökhan ÖZCAN*

*Uzman Psikolog

Şahmaran efsanesi, başta Güneydoğu olmak üzere Anadolu’da yaygın olarak bilinen, sevilen, evlere uğur ve bereket getirdiği inancıyla duvarlara resimleri asılan önemli kültürel sembollerimizden biridir. Şahmaran, “yılanların şahı” [şâh-ı mârân] anlamına gelen Farsça bir sözcüktür. Bu yazı, Şahmaran efsanesini Mircea Eliade ve Carl Gustav Jung’un çalışmalarına dayanarak arketipal unsurlar bağlamında değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Efsane Hint, Kürt, İran, Yunan, Türk, İbrani ve Arap kaynaklarından izler taşır.

Vaktiyle Tarsus’ta Camsab adında yoksul bir delikanlı vardır; arkadaşları onu bir bal kuyusunda yalnız bırakıp giderler. Çaresiz kalan Camsab, kuyunun duvarındaki bir delikten geçerek yeraltındaki yılanlar ülkesine ulaşır. Burası şırıl şırıl sular akan çok güzel bir yerdir ve başında yılanların hükümdarı, vücudu yılan başı kadın olan Şahmaran vardır. Şahmaran delikanlıyı sever ve ona hastalıkların tedavisi ile şifalı otlar hakkındaki bütün bildiklerini öğretir.

Camsab yeryüzüne döner ancak hükümdar hastadır ve iyileşmesi için Şahmaran’ın yenmesi gerekir. Hamama sokulan insanların sırtındaki pullardan Camsab’ın Şahmaran ile ilişkisi ortaya çıkar ve Şahmaran yakalanır. Şahmaran ölmeden önce “her kim ki benim kuyruğumu yerse dünyanın gizemini çözer, ancak başımı yiyen o anda ölür” diyerek kendi sırrını verir. Beklenenin tam tersine vezir (kuyruğu yiyen) ölür, Camsab (başı yiyen) ise yaşamın bütün sırlarına sahip olur.

Eliade’nin çalışmalarına göre Şahmaran’daki arketipal unsurlar şöyledir:

  • Kadın-toprak: Bir kadın-yılan olan Şahmaran yerin altında yaşar; toprak dişi olarak düşünülür ve insanoğlunun topraktan geldiği inancı evrenseldir.

  • Ay-yılan: Yılan ölümsüzdür çünkü yenilenir; bu sebeple yılan “ay gücü”dür; bereket, bilgi ve ölümsüzlük dağıtır.

  • Ay-yılan-kadın: Binlerce yıl boyunca yılan, kadın ve büyü sözcükleri birlikte kullanılmıştır ve bu birlikteliğin kaynağı ay olarak kabul edilmiştir.

Şahmaran’ın üzerindeki aksesuarlar arketipal bir harita sunar: boynuzu tanrılık ve gücü; incileri aşk ve iyileştiriciliği; bitki ve çiçekleri ise ölümsüzlük ve bilgiyi temsil eder. İnsan, öykülerle doğanın bilinmezliğini (kaos) bilinir kılar (kosmos). Kierkegaard’ın belirttiği gibi mitoloji, içsel olanın dışsallaştırılmasıdır; yani içselleştirilen öykü mitselleşerek kültürel paylaşıma katılır.

Jung’a göre insan zihni, yılandan duyduğu evrimsel korkuyu onu insansılaştırarak (şifa, bereket vb.) dizginlemek istemiş olabilir. Şahmaran, kadın ve yılandan bir araya gelmiş bir birleşik arketiptir; hem besleme hem de zehirleme özelliğine sahiptir. Yılan sembolü genellikle aşkınlıkla bağlantılıdır ve derinliklere yönlendiren, alt ile üst arasında bağlantı kuran bir anima işlevine sahiptir.

Şahmaran efsanesi, Camsab’ın gelişimi üzerinden de okunabilir; Camsab kuyudaki mağaraya girerek bilinçdışı bir yeniden doğuş sürecine adım atmıştır. Mağarada anima arketipi olan Şahmaran’ın taliminden geçmiş ve sonunda onun başını yemesiyle bireyleşme sürecini tamamlamıştır. Hepimiz kendi mağaramızdaki anima parçamız ile olgunlaşmaya ve ondan ayrışarak bireyleşmeye çalışıyorsak, Camsab’ın öyküsünden pay alıyoruz demektir.

Kaynakça

Campbell, J. (2017).Yaratıcı mitoloji: Tanrının maskeleri. (K. Emiroğlu) İstanbul: Islık.

Eliade, M. (1991).Images and symbols: Studies in religious symbolism. New Jersey: Princeton University Press.

Eliade, M. (2015).Dinler tarihine giriş.(L. A. Özcan, Çev.) İstanbul: Kabalcı.

Gibb, E. J. W.(1999). Osmanlı şiir tarihi I-II.(A. Çavuşoğlu, Çev). Ankara: Akçağ.

Hall, C. S., & Nordby, V. J. (1973). A primer of Jungian psychology New York: Taplinger.

Jung, C. G. (2005).Dört arketip. (Z. A. Yılmazer, Çev.). İstanbul: Metis Yayınevi.

Jung, C. G. (2006).Analitik psikoloji</em>. (E. Gürol, Çev.) İstanbul: Payel.

Jung, C. G. (2007).İnsan ve sembolleri. (A.N. Babaoğlu, Çev.) İstanbul: Okuyan Us.

Kierkegaard, S. (2004).Kaygı kavramı</em>. (T. Armaner, Çev.) İstanbul: Türkiye İş Bankası.

En Yeniler

Tanpınar’ın Gözüyle Şair

Bünyamin DURALİ

Bir Sinema Şiir Buluşması: ‘Rüzgar Bizi Sürükleyecek’

Erinç BÜYÜKAŞIK