Edgar Allen Poe ve Düşün İzinde Okumalar

Okuma Süresi: 4

Yazarla Tanış

"Doğa içinde, bir bankta kollarını kavuşturmuş şekilde oturan, çizgili gömlekli ve saat takan, gülümseyen bir adamın kara kalem portre çizimi."

Emrecan DOĞAN

1996, İstanbul doğumlu öykücü ve incelemecidir. Türk Dili ve Edebiyatı bölümü mezunudur. Karanfilim Desteden ve Küçürek Düş Öyküleri adlı eserleri bulunmaktadır. Bilimkurgu ve edebiyat incelemeleriyle tanınan Doğan, Kayıp Rıhtım gibi dijital platformlarda uzun yıllardır içerik üretmektedir.

Edgar Allan Poe, 1848’de yayımlanan düzyazı şiiri Eureka adlı kitabının başına şu notu düşer: “Düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adanmıştır.” Poe tüm hayatını bu sözün minvali üzerine yaşamıştır. Elbette 200 sene evvel yaşamış birisi için kesin konuşmak mümkün değil. Bu yüzden ilk başta vardığım kesin yargıyı unutalım; çünkü onun hakkında çok farklı dedikodular da vardır. Örneğin, Poe’nun hikâye ve şiirlerindeki tutkularının peşinden gidip başarısız olan “bedbaht şair” profilinin, aslında daha fazla okunmak için dönemin modasına uygun bir kandırmaca olduğu iddia edilir. Belki de doğrudur ama dediğim gibi, 200 sene öncesini görenlerimiz yoksa bundan asla emin olamayız. Yine de öyle olduğunu düşünebiliriz çünkü işimize şu an öylesi geliyor.

Küçürek Düş Öyküleri de böyle bir fikre sahip! Öyküleri ilk olarak bir hikâye anlatma platformunda yazmaya başladım. Hatta kitabın tanıtım sayfasına tarihleri not düştüğüm için yazmaya başladığım ve bitirdiğim tarihleri biliyorum: 8 Ekim 2015 ilâ 23 Mart 2016 arası. Bu ilk denemeden sonra on aylık bir ara verip 16 Ocak 2017’de yeniden başlayarak 1 Haziran 2017’ye kadar tekrar yazmışım. 19-21 yaşlarımın arasında, daha muzip, umutlu ve genç olduğum günlerden kalma öyküler bunlar. O yüzden çoğunluğunda pürüzsüz bir neşe var; sanki sadece eğlencesine yazılmış gibiler.

İlk yazdığımda 187 öyküden oluşan dosyanın esas hâlinde adı Küçürek Bilimkurgu Öyküleri idi. Zamanla genişleyen türüne uygun olarak adını Küçürek Fantazya Öyküleri yaptım çünkü neredeyse her türden öykü kitaba girmeye başlamıştı. Yayımlanması için Yol Akademi tarafından sene boyunca sürecek aylık edebiyat yarışmasına katıldığımda dosyayı baştan düzenlerken birçok öyküyü sildim, düzenledim ve yenilerini ekledim. Dosyanın başlığı da bu değişim rüzgârından nasibini aldı ve adı Küçürek Düş Öyküleri oldu. Böylece daha duru bir Türkçeye varmış oldum. Yani en azından kendimce.

Yol Akademi Yayınlarının yarışmaya kabul edildiğimi bildiren e-postasından sonra başka bir e-posta beklemiyordum. Yarışmadan yana pek bir umudum yoktu, ödül olarak ise ücretsiz basım vaat ediliyordu. Ekonominin ve sürekli ithal edilen kâğıt fiyatlarının yokuş aşağı giden kamyon misali felakete sürüklendiği böyle bir ortamda bu müthiş bir iş sayılabilirdi. Üç ya da dört hafta içinde sonucun bildirileceği de yazıyordu. İşte bu şekilde, dosyadan hiçbir beklentim olmadan onu orada unuttum. Sonra bir gün e-posta geldi: Dosya kabul edilmiş ve basılacaktı. Hem de bir ay içinde. Daha önce bir sene beklemiş birisi için bu süre çok kısaydı. Hemen düğmelere bastık; kapaklar tarif edildi, dosya düzenlendi, adresler verildi ve sözleşmeler imzalandı. Küçürek Düş Öyküleri, Mythos Kitap etiketiyle raflara geldi.

Tanıtım metni ise şöyledir:

“Upuzun romanların yazıldığı bir çağda kıpkısa öyküler yazmak bir meydan okumadır. İşte yaptığım meydan okuma da budur. Bilimkurgu, fantazya, korku ve mizahın bir araya gelerek uyumu yakalamaya çalıştığı Küçürek Düş Öykülerielinize geçtiği andan itibaren size emanet! Birbirinden renkli öykülerle bezeli sayfalarda kaybolmayı vaat ediyorum. Sözün değeri insan gözlerinden düşmüşken, felaketlerin yeryüzünün yakasından düşmediği bir dönemde öyküleri sizlere emanet ediyorum. Onlara ve bana inanmayan herkese de bir ders veriyorum. Peki, siz bana inanıyor musunuz? Düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara…”

Editörlük yaparken sabır gösteren Sıla Demircan’a ve kapak görselini beğenmediğimde “Neden?” diye sormadan hemen değiştiren Aslıhan Akbulut’a teşekkür ederim. Ama asıl teşekkür ettiklerim, kitabın sonunda yer verdiğim metinde anılanlardır. Onları da kitabı Kitapyurdu ya da Yol Akademi’nin kendi sitesinden edinerek görebilirsiniz.

Yazarın Dünyasından

Descartes’ın Şeytanı, Simülasyon ve Geçen Perşembe

Emrecan DOĞAN’dan Descartes’ın Şeytanı, Geçen Perşembecilik ve Simülasyon Teorisi üzerinden kurmacadaki “bir başınalık” kavramını ve gerçeklik algısını sorgulama.

Bilimkurgunun Sıfır Noktası

Emrecan DOĞAN’dan Mary Shelley’nin “Frankenstein” eseriyle bilimkurgunun doğuşu, “yazsız yıl”ın ilhamı ve türün modern Prometheus ile başlayan tarihi yolculuğu.

En Yeniler

Eğitimin Dünü, Bugünü

Fatih OTO

Politik Hiciv ve “Ölü Deniz” İzdüşümleri

Erinç BÜYÜKAŞIK

Dil Bağı mı, Kan Bağı mı?

Emin SALMAN