Kahve fincanı tutan kadının karakalem çizim portresi.

Nurhayat Teke ile Söyleşi/Yorum

Okuma Süresi: 2

Kendimle Söyleşi

Edebiyatta Görünür Olmak mı, Kalıcı Olmak mı?

Bugün edebiyatta çok görünür olmak, iyi bir yazar olmakla neredeyse eş anlamlı hâle getirildi.

Çok takipçi, çok beğeni, çok paylaşım… Bir kitabın değeri bazen okurun zihninde bıraktığı izden önce, sosyal medyada kaç kişiye ulaştığıyla ölçülüyor.

Oysa görünür olmak başka, kalıcı olmak başka.

Görünürlük bugünün meselesidir. Kalıcılık ise zamanın sınavıdır.

Bir kitap bugün yüzlerce kişi tarafından paylaşılabilir, hakkında çokça konuşulabilir. Fakat yıllar sonra o kitabın cümleleri hâlâ birinin zihninde dolaşıyor, bir yarasına dokunuyor, bir düşüncesini değiştiriyorsa işte orada edebiyat başlar.

Çünkü edebiyat yalnızca görünmek için yazılmaz.
Edebiyat, insanda bir iz bırakmak için yazılır.

Bugün herkes yazıyor. Her yazılan da elbette kitap olmak zorunda değil. Bir metnin basılmış olması, onun edebî değerini kendiliğinden yaratmaz.

Bazen sessizce yazılmış bir kitap, büyük gürültüler çıkaran onlarca kitaptan daha uzun yaşar.

Ben edebiyatta alkışın değil, iz bırakmanın peşindeyim.

Çünkü görünürlük geçicidir.
Kalıcılık ise insanın zihninde, kalbinde ve zamanın içinde yer edinmektir.

Ve belki de asıl soru şudur:

Bugün kaç kişi bizi görüyor değil; yarın, bizden geriye ne kalacak?
Nurhayat Teke

Yazarın Dünyasından

Siyah arka plan üzerinde, dijital kodlar, sayılar ve sembollerle kaplı, yoğun bakışlı insan gözü. Kodlar yer yer kırmızı ve beyaz renklerde yanıp sönerken, kompozisyon siberpunk ve dijital gözetleme hissi veriyor.

Nurhayat Teke ile Söyleşi/Yorum

Nurhayat TEKE, bu yazısında Günümüz yayıncılık dünyasında bir eserin niteliği ile görünürlüğü arasındaki çelişkiyi sorgulayan bu yazı; popülerlik, satış rakamları ve sosyal medya etkileşimlerinin edebî değerlendirmenin önüne geçişini merkeze alıyor
Yeşil tonlarında tasarlanmış, ön planda antik bir heykel detayının bulunduğu, arka planda ise kitaplıklar, sergilenen heykeller ve bilimsel objelerin yer aldığı yatay müze ve kütüphane ortamı.

Genel Ağlar, Sanal Evren ve Edebiyat

Nurhayat Teke’ye göre sanal evren, yazarların okura hızla ulaşmasını ve eserlerini tanımasını sağlayan büyük bir imkân sunarken, aynı zamanda edebiyatı hızın ve görünürlüğün gürültülü bir parçası hâline getirmiştir.