Hatice, yorgun bir iş gününün ardından çadırına döndüğünde eltisini dışarıda bulur. Ertesi gün tatil olduğunu ve yakındaki sahada gıda ile hijyen yardımı yapılacağını söyleyerek gitmeyi teklif eder. Eltisi mesafenin uzaklığından ve taşıma zorluğundan çekinse de Hatice kararlıdır; marketlerin olmadığı bu dönemde sabuna, deterjana ve diş macununa ihtiyaçları vardır. Sabah saat 7.30’da yola koyulurlar.
Saat 8’de yardım alanına vardıklarında karşılaştıkları manzara beklediklerinden çok daha kalabalıktır. Güneş erkenden yüzünü göstermiş, hava bunaltıcı bir sıcaklığa ulaşmıştır. Sırada bekleyen insanlar bir yandan sıcağa karşı kartonlarla serinlemeye çalışırken, bir yandan da bitmek bilmeyen felaket gecesi anılarını ve dertlerini birbirlerine anlatmaktadır. Hijyen sırası her geçen dakika daha da uzar.
Sıranın önlerinde ilginç bir grup birikmiştir. Hatice ve eltisinin önünde sürekli şapkasını çıkarıp saçını düzelten bir adam, onun önünde kucağında bebeğiyle zayıf bir kadın ve en önde ise cırtlak yeşil bluzuyla iri yarı bir kadın durmaktadır. Sıcağın ve bekleyişin gerginliği havada asılıdır.
Annesinin kucağında bunalan çocuk, ellerini öndeki yeşil bluzlu kadının kabarık saçlarına dalar. Kadın can havliyle çığlık atınca çocuk korkup saçlara daha çok dolanır. Yeşil bluzlu kadın saçını kurtarmaya çalışırken çocuğun eline bir tokat atar. Bu duruma tahammül edemeyen zayıf anne, çocuğunu yere bırakıp devasa kadına karşılık verince büyük bir kavga patlak verir. Saç saça baş başa süren bu arbede, ancak görevli polislerin müdahalesiyle yatıştırılabilir.
Saat 9 olduğunda görevliler dağıtım için yerlerini alır ancak beklenen müjde gelmez. Hijyen paketi yerine sadece 50 adet plastik leğen ve kova dağıtılacağı duyurulur. Oysa sırada 150’den fazla insan vardır. Kalabalık öfkeyle görevlinin üzerine yürür. Yeşil bluzlu kadın paketlerin saklandığını iddia ederken, Hatice neden önceden bilgilendirme yapılmadığını ve insanların bu sıcakta boşuna bekletildiğini sorgulayarak tepki gösterir.
Neticede insanlar söylene söylene dağılmaya başlar. İlk elli kişilik gruptakiler, “En azından leğen alalım” diyerek beklemeyi sürdürür. Hatice ve eltisi, listenin gerisinde kaldıkları için evlerine elleri boş dönerler. Ancak yeşil bluzlu kadın, bir şeylerin değişeceği umuduyla, yakıcı güneşin altında beklemeye devam eder; sanki yerin altından ona bir paket çıkarılacakmış gibi gözlerini çadırlara diker.