Kalabalıkların Oluşturduğu Yüz

Karınca Sürüsü

Okuma Süresi: 2

Kuşlar, çiçekler, böcekler, hatta kelebekler… Aşkı tariflendirirken hep yanı başımızda duran ve ilk hamlede dudaklarımıza yapışan kelimeler değil midir?

İnsan aşık olmaya görsün, demir atar sığınmak istediği yerlere, bir yardım işareti almak istercesine.

Yıkıyorum tüm bu önermeleri ve diyorum ki, nedir şu karınca sürüsü dedikleri?

Aşk istilasının diğer adıdır, birer ikişer süzülürler ve ardından bir koloniyi sürüklerler.

Sonrası bir karın ağrısı, sıcak basması, gören gözlerin bir perdenin ardına saklanması… Sürü içinize doğru yol aldıkça kurtulamazsınız, her yerinizi sarar adeta.

Sonra sonra şunu düşündüm uzun süre:

Karınca sürüsü beni neden ele geçirmişti?

Yol kapıyı neden aralamıştı?

İnsan dediğimiz varlık duygularına çeki düzen verebilir miydi?

Ağır aksak geçen bir zaman dilimiydi benim için.

Takığım uzun süredir bu karıncalara ve karıncaların yarattığı tahribata.

Her zaman söylerim iki arada bir derede, metaforlar benim yaşamdaki tek sığınağım diye.

Aşk denilen uçucu kavramı bir metafor olarak en güzel karınca sürüsü anlatmaz mı?

Tıpkı aynaya yüklediğim geçmiş gibi, tüm kırılganlıkların ağzını sıkı sıkı bağlayıp fırlatmak gibi.

Evet, “Yaşandı ve bitti,” diyor yazar o ağdalı betimlemelerinin arasında ve kendine dönük bir iz bırakıyor o koloniyi çağırırcasına.

Şşşşşttttt! Karınca sürüsü kapıda!

Yazarın Dünyasından

Simgeler, çizgiler ve soyut desenlerle bezelenmiş, kırmızı, sarı, mavi ve siyah renkli küçük kare kutulardan oluşan yatay kompozisyonlu duvar yüzeyi.

Hayalî

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK, dijitalleşmenin edebiyatı ve okuma kültürünü dönüştürdüğü çağı sorguluyor.
Kıyıdaki suda ayakta duran ve bacakları suya batmış, parlak kırmızı renkte, büyük ve bükülmüş bir figür. Bu figürün başının üzerinde karışık kırmızı çizgilerden oluşan bir karmaşa ve dikenli teller yer alıyor. Figür, kendisinden çok daha küçük bir çocuğu tutuyor veya kucaklıyor. Çocuk, beyaz bir üst ve sarı, noktalı bir etek giymiş ve arkadan görülüyor. Çevresinde su bitkileri, yosun kaplı kayalar ve arkada gri bir gökyüzü ile uzak bir kıyı şeridi uzanıyor.

Zamanın İçinden Geçerken

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK, avukat Seyyal’in boy aynasıyla girdiği sarsıcı diyalog üzerinden şekillenen bu psiko-drama metni ortaya koyuyor.