Vincent van Gogh'un "Yıldızlı Gece" stilinde, Tarih, Vicdan ve Coğrafya temalarını işleyen sürrealist bir yağlı boya tablosu. Sahnenin merkezinde, elinde fener tutan sırtı dönük bir figür, toprak ve yüzlerden oluşan bir yolda ilerliyor. Sol tarafta antik, yıkık dökük taş yapılar ve dumanlar; sağ tarafta ise modern, beyaz köy evleri ve selvi ağaçları yer alıyor. Altın sarısı buğday tarlalarının içinde ağlayan göz figürleri, yolun dokusunda ise insan yüzleri seçiliyor. Gökyüzü, devasa mavi ve mor girdaplar, parçalanmış bir dünya figürü ve ışık saçan bir hilal ile kaplı. Fırça darbeleri kalın, enerjik ve post-empresyonist tarzdadır.
Dosya: 1

Tarih, Vicdan, Coğrafya

Manifesto

Zamanın Yarası, Toprağın Sızısı: Tarih, Vicdan, Coğrafya

Zamanın tozlu raflarında uyuyan birer dosya kâğıdı değiliz hiçbirimiz. Bizler, kandan, kemikten ve en çok da hatıradan örülmüş birer coğrafyayız. Attığımız her adımda yerin yedi kat dibindeki bir çığlığın üzerine basıyor, aldığımız her nefeste yüzyıllık bir suskunluğu içimize çekiyoruz.

Bu sayıdaki dosyamızın başlığı bir duruşu temsil ediyor: Tarih, Vicdan ve Coğrafya.

Tarih: Kazananların Değil, Kalanların Yarası

Tarih, okul kitaplarında ezberletilen o ruhsuz rakamlar yığını değildir. Tarih; bir gece yarısı terk edilen evlerin açık kalan kapısıdır, bir annenin kucağında soğuyan bir dildir, bodrum katlarında saklanan o korkunç sessizliktir. Biz, tarihi bir zaferler silsilesi olarak değil, bir yüzleşme alanı olarak görüyoruz. Gerçek tarih, ancak muktedirlerin kalemi kırıldığında ve kurbanların fısıltısı duyulduğunda yazılmaya başlar.

Coğrafya: Kaderin Sınır Çizdiği Mezbahalar

“Coğrafya kaderdir” sözü, bu topraklarda sadece bir coğrafi terim değil, bir varoluş sancısıdır. Dağların dili serttir, ovaların hafızası ise derin. Mezopotamya’dan Berlin’e, Anadolu’nun yanık bozkırlarından Alexanderplatz’ın kalabalığına kadar her mekân bir tanıklıktır. Coğrafya bize sadece iklimi değil, üzerinde kurulan sofraları ve o sofralardan eksilen sandalyeleri anlatır. Biz bu dosyada, toprağı bir mülk olarak değil, üzerinde acı ve umudun harmanlandığı kutsal bir uzam olarak ele alıyoruz.

Eğer tarih bir hafıza, coğrafya bir gövde ise; vicdan bu bedenin ruhudur. Vicdan, ideolojilerin ve sınırların bittiği yerde başlayan o çıplak gerçektir. Bir “öteki”nin acısını kendi göğüs kafesinde duymuyorsan, ne tarih biliyorsun demektir ne de o coğrafyaya aitsin. Vicdan, bugün bizi susturmaya çalışan o devasa makinelere karşı elimizdeki tek ve en güçlü silahtır: Hatırlama cesareti.
Erinç BÜYÜKAŞIK

"Kırmızı ve turkuaz arka plan üzerinde, sürrealist ve minimalist tarzda çizilmiş üç erkek figürü. Ortadaki figürün göğsündeki boşluktan küçük, yeşil bir insan silüeti çıkıyor; sağdaki figürün içi ahşap dokulu ve önünde küçük bir insan figürü var, soldaki figürün ise kafası gövdesinden ayrılmış şekilde duruyor. Eskitilmiş, ahşap baskı dokulu bir illüstrasyon."

Modern Bir Mitolojik Mekan: Terapi Odası

Gökhan ÖZCAN’ın bu metni, modern insanın kabile güvenliğinden koparak bireyselleşme süreciyle birlikte üstlendiği “kendi mitolojisini yaratma” zorunluluğunu, terapi odasını çağdaş bir mit yapma mekânı olarak konumlandırarak ele almaktadır.
Arka planda tarihi bir minarenin, her iki yanda taş ve ahşap evlerin yer aldığı, üzerinde geleneksel kıyafetli insanların ve sokak süpüren bir adamın bulunduğu eski bir Antakya sokağının sepya tonlarında geniş açılı görünümü.

Kültürel Antropoloji Yazıları

Bu yazı, sosyolog ve kültür araştırmacısı Tevfik USLUOĞLU’nun kalemiyle Ortadoğu, Mezopotamya ve Hatay coğrafyasının köklü inanç ritüellerinden olan Ras es-Seni ve Kıddes Bayramları’nın tarihsel ve sosyokültürel kökenlerini inceliyor.
Vincent van Gogh’un "Yıldızlı Gece" ve "Ayçiçekleri" eserlerinin üslubuyla, siyah-beyaz karakalem tarzında çizilmiş, Türk edebiyatının öncü kadın yazarlarının (Halide Edib, Adalet Ağaoğlu, Sevgi Soysal, Tezer Özlü, Latife Tekin ve Fatma Aliye) portrelerinden oluşan yatay bir kolaj çalışması.

Tarihin Dışına Yazılanlar

Tarih, sahnenin önünde yer bulabilenlerin hikâyesiyse; edebiyat, o sahneden zorla itilen kadınların tırnaklarıyla kazıdığı asıl hafıza kaydıdır. Eleştirmen ve yazar Erinç BÜYÜKAŞIK, bu derinlikli denemesinde Fatma Aliye’den Halide Edib’e, Sevgi Soysal’dan Latife Tekin’e uzanan geniş bir coğrafyada kadın yazarlığının izini sürüyor.
Vincent van Gogh'un post-izlenimci tarzında, kalın ve dalgalı fırça darbeleriyle çizilmiş yatay bir sanat görseli. Arka planda dönen yıldızlı gökyüzü ve parlak bir ay figürü altında, üzerlerinde siyah mürekkeple yapılmış Rorschach benzeri test lekeleri, insan, uçak ve bitki figürleri bulunan açık eski kitaplar bir masa üzerinde yan yana sergileniyor.

Sanat ve Hafıza

Yusuf AKSOY’un kaleme aldığı bu yoğun ve ufuk açıcı metin; insanın ilk mağara resimlerinden günümüzün kapitalist emperyalizm çağına uzanan tarihsel, siyasal ve kültürel arayışını diyalektik bir perspektifle masaya yatırıyor.
Çatlamış bir toprak üzerinde yükselen yarısı yaprak, yarısı insan iskeleti şeklindeki bir ağacı; önünde yaprak gövdeli bir kuş ve yaprak motifli bir tekneyle gösteren, Van Gogh'un "Yıldızlı Gece" üslubundaki kalın fırça darbelerine ve dönen mavi-sarı bir gökyüzüne sahip yatay tablo.

Değişen İklim ve Kültürel İrade

Nuray Gök AKSAMAZ’IN yazısı teknolojik dönüşümün, küreselleşmenin ve kapitalist modernleşmenin insan kimliği, kültür ve doğa üzerindeki dönüştürücü ve yabancılaştırıcı etkilerini ele almaktadır.
Charlie Chaplin'in "Büyük Diktatör" (The Great Dictator) filmindeki meşhur final konuşması sahnesinden yatay bir ekran görüntüsü. Sahnede Chaplin, askeri üniforma içinde, mikrofonların önünde oldukça ciddi, dramatik ve umut dolu bir ifadeyle insanlığa hitap etmektedir. Arka planda filmin siyah-beyaz sinematografisine uygun olarak gölgeli ve minimalist bir dekor hakimdir.

“Büyük Diktatör”ün Final Konuşması

Enver KARAHAN, yedinci sanatın dâhilerinden Charlie Chaplin’in yaşam öyküsünü ve sinema tarihindeki devrimsel duruşunu mercek altına aldığı bu ufuk açıcı incelemesi.
Klasik İslam minyatürü tarzında, bir bahçede taht benzeri bir sandalyede oturup kitap okuyan, sarıklı ve kaftanlı bir erkek figürünün yatay kompozisyonu.

Kim Bu Şair?

Turgut Alp EROĞLU’ndan hakikatten sapmayan, güce eğilmeyen ve sesi yüzyılları aşan ozanların onurlu duruşu; Pir Sultan’dan Yunus’a bir hakikat ve direniş öyküsü.
Ortadoğu labirenti ve barışın inşasını simgeleyen, minimalist çizim tarzında, parşömen kağıdı dokusu üzerine yapılmış sürrealist bir harita illüstrasyonu. Sol tarafta antik bir Mezopotamya zigguratı ve yıkık dökük bir şehir, hemen üzerinde Van Gogh stilinde karanlık, girdaplı bir gökyüzü parçası yer alıyor. Görselin alt kısmında sürekli bir çizgiyle (one-line art) oluşturulmuş, acı çeken ve düşünen insan yüzleri birleşerek sağ taraftaki aydınlık buğday tarlalarına ve huzurlu bir köye uzanıyor. Görselin en altında kırık bir pusula ve eski madeni paralar, merkezinde ise karanlık yoldan aydınlığa doğru elinde fenerle yürüyen tek bir silüet figür görülüyor.

Ortadoğu Labirentinde Hakikat

Erinç BÜYÜKAŞIK’tan Ortadoğu’da şiddetin ontolojisi, emperyal kurgular ve barışın dili üzerine; Said, Chomsky ve Han ışığında aydının etik sorumluluğunu inceleyen analiz.
Karl Marx, Sigmund Freud, Michel Foucault, Hannah Arendt, Simone de Beauvoir ve Edward Said gibi tanınmış birçok filozof, sosyolog ve düşünürün portrelerinden oluşan, siyah-beyaz ve sepya tonlarında, kalabalık ve katmanlı bir kolaj çalışması.

Genç Kuşakları ve Toplumu Anlamak

Mesut ŞENOL’dan Alvin W. Gouldner’in eseri ışığında Batı sosyolojisinin krizini, yeni kuşakların radikalleşmesini ve sosyal teorilerin önyargılarını inceleyen analiz.
"Screenshot 2026-04-30 at 16.06.05.jpg" dosyasındaki kolaj yapısının, Vincent van Gogh'un post-izlenimci tarzıyla harmanlandığı; selvi ağaçları, meyveler ve metin parçalarının dinamik fırça darbeleriyle birleştiği yatay tablo.

Tanrıların Doğuşuna Dair

Emine AYDOĞDU’dan tarımla başlayan mülkiyetin, erkek egemen iktidarın ve sömürü düzeninin tarihsel kökenlerini sorgulayan bir yazı.