Kaotik bir şekilde iç içe geçmiş insan kolları ve elleri, etrafını saran kağıttan katlanmış turna kuşları ve kara bulutlar arasında sıkışmış ve bunalmış bir figürü tasvir eden siyah beyaz bir çizim. Figürün ellerinden biri bir turna kuşuna uzanırken, diğeri bulutların ve turnaların ortasında çaresizce duruyor. Çizimin sağ alt köşesinde ince çizgilerle çizilmiş iki kalp sembolü görülüyor. Çizim, karışık duyguları, umudu ve çaresizliği tek bir görüntüde birleştiriyor.

Başkasının Hikayesi

Okuma Süresi: 3

Denizin mavisine kilitlenen bakışları, parmaklarının arasındaki sigara yere düştüğünde uyanmışçasına sağa çevrildi. Zifte dönmüş kahvesi soğumuştu. Yenisi için ise sıcak su yoktu.

Sağa dönen bakışları martılara simit atan kadına takıldığında, alaycı bir gülümseme yayıldı dudaklarına.

“Ne bu? Mutluluk oyunu mu?”

Sesli düşünmüştü ya, kadın oralı olmadı; duydu duymadı.

“İnsanların bu hâlleri delirtiyor beni!”

Adam yine sesli düşünmüştü. Yere düşen sigarasını aldı ve tekrar dudaklarına yerleştirerek yaktı.

“Her şey boktan!” diye seslendi denizin mavisine.

Martılara simit atan kadın, adamın yanına gelip oturdu; çantasından çıkardığı simidi uzattı.

“Sen de atmayı dene, rahatlarsın,” dedi biraz da çekine çekine.

Yine alaycı bir gülümsemeyle sigarasını içine çeken adam simidi aldı ve yemeye başladı.

“Açım!”

Ansızın bir kahkaha düşüverdi ikisinin arasına. İkisi de kendini tutamıyor ve savruk kahkahalarına engel olamıyordu. Dengenin bozulup her şeyin zıttına dönüştüğü zamanlardı.

Katıla katıla gülmenin göz kenarlarında yarattığı yaşlar, ağlamaya dönüşmüştü. İki elini de yüzüne dayayan kadın ağlıyordu; hem de hıçkıra hıçkıra.

Elinde bir parça simitle kalan genç adam orayı terk edemedi. Cebinden sigarasını çıkardı, yaktı ve ağlayan kadına uzattı.

“Bu da benden.”

Kadın, gözyaşlarının arasında sigarayı dudağına sıkıştırdı. Hem ağlıyordu hem gülüyordu. Sigarayı içine çekmesiyle yüzü, alabora olmuş bir teknenin çaresizliğine bürünmüşçesine kızardı.

Boğulurcasına öksürmeye başladı. Sanki biri ya da birileri boğazına sarılmış, nefes almasını engelliyordu.

Genç adam ne yapacağını şaşırdı. Sırtından tuttu, birkaç kere vurdu.

Genç kadının gözleri yuvalarından fırlayacakmış gibiydi. Zorlukla, “Su…” diyebildi.

Deniz kenarındaki simitçiden bir şişe su aldı, kapağını açtı ve genç kadına içirmeye çalıştı. Kadın biraz olsun rahatlamış gözüküyordu. Doğrularak gözyaşlarını sildi ve nefes aldı.

“Ben daha önce hiç sigara içmedim de!”

Kimisi çürük, kimisi düzgün dişlerini göstererek sırıtan genç adam; beklemediği bu cevap karşısında o alaycı ifadesini takınarak gülümsedi. Her ikisini de yeniden esir alan kahkaha dakikalarca gitmedi.

Sonra…

Yarım kalan simidi martılara atmaya başladı genç adam. Yeni bir sigara çıkardı cebinden. Yaktı ve kadına uzattı.

“Azar azar, ufak ufak çek içine. Hadi dene!”

Sırıtma sırası kadındaydı, dediğini yaptı.

Biri sigara içiyor, diğeri ise martılara simit atıyordu.

Bir ağız dolusu sessizlik yapışmıştı her ikisine de; ta ki güneş batıncaya ve yolları ayrılıncaya dek.

Genç kadın otobüse bindiğinde sahile kaydı bakışları. Bir başkasının hikâyesinde kaybolmuştu, kendi hikâyesinin ötesinde.

Genç adam ise vurdu adımlarını bir belirsizliğe, “Boktansın be hayat!” diye diye. Soğuktan üşüyen elleri cebine girdiğinde, simidin poşeti ilişti parmaklarına. Güldü yine o alaycı ifadesiyle. Bir an bile olsa sıyrılmıştı hikâyesinden, bir başka hikâyeye.

Arkasını döndü, sahile baktı. Simit poşetini tekrar cebine koydu. Gülümsedi ve sesli düşünmeye devam etti:

“Çok boktan ve çok güzelsin hayat!”

Yazarın Dünyasından

Kusar Gibi Bir Gece

Kusar Gibi Bir Gece

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK, gecenin loş sessizliğinde yazma eylemini acılı ve durdurulamaz bir katarsis olarak ele alan metin, beyaz kağıt karşısındaki o yalnız ve tekinsiz yüzleşmeyi çarpıcı bir dille gözler önüne seriyor.
Kalabalıkların Oluşturduğu Yüz

Karınca Sürüsü

Ebru Zeynep DİŞİAÇIK, öyküsünde aşk kavramını alışılmışın dışında bir metaforla, aşkın istila edici yönünü, yarattığı içsel tahribatı ve duygusal sarsıntıları yazarın öznel bakış açısıyla mercek altına alıyor.